Art, Culture, Découverte, Société

Notre-Dame Katedralini nasıl bir gelecek bekliyor ?

Paris’teki Notre-Dame Katedrali sadece Fransa’nın değil Avrupa’nın da en ikonik anıtlarından biridir.

Piskopos Maurice de Sully’nin girişimleriyle 1163’de başlayan inşaat süreci  14. yüzyılın ortalarına kadar uzamış ve yaklaşık üç yüzyıl sürmüştür. Katedral, Fransız Devrimi’nden sonra, 1845 ve 1867 yılları arasında mimarlar Jean-Baptiste-Antoine Lassus ve Eugène Viollet-le-Duc yönetiminde oldukça geniş ve zaman zaman tartışmalı bir restorasyon geçirmiş ve bünyesine o zamana dek var olmayan yeni unsurlar katılmıştır. Erken Gotik ve Parıltılı Gotik karakterlere sahip olan yapıda transeptin kollarını süsleyen iki rozas, Avrupa’nın en büyükleri arasındadır.

Katedral, Fransa tarihinin birçok devrine tanıklık etmiştir. Kiliseyi ve monarşiyi sıkı bir kilde birleştirirken, 1239’da Kutsal Taç’ın[1] gelişine, ardından 1804’te I. Napolyon’un taç giyme törenine, 1821’de Bordeaux Dükü Henri d’Artois’nın vaftizine ve III. Napolyon’un 1853’teki evlilik törenine ev sahipliği yapmıştır. Ayrıca, Fransa Cumhuriyeti’nin bir çok cumhurbaşkanının -Adolphe Thiers, Sadi Carnot, Paul Doumer, Charles de Gaulle, Georges Pompidou, François Mitterrand- cenaze törenleri de bu katedralde gerçekleşmiştir. 

15 Nisan 2019’de meydana gelen büyük yangın, transept üzerindeki kulenin yanı sıra nef, transept ve koroyu örten çatının tamamını tahrip etmiştir. Bu yangın, katedralin bugüne dek yaşadığı en önemli felakettir. Söz konusu tarihten itibaren süresiz olarak halka kapatılan Notre-Dame’ı aslına uygun şekilde restore etme kararını 2020 yılında onaylayan Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron katedralin 2024’de halkın kullanımına yeniden açılacağı sözünü vermiştir.  

Notre-Dame’ın maruz kaldığı bu yıkıcı yangından iki yıl sonra, saygıdeğer doktora hocam, sanat tarihçisi ve kültürel miras uzmanı Jean-Michel Leniaud ile gerçekleştirdiğim röportajın tüm insanlığı ilgilendiren bu hassas konu hakkında aydınlatıcı olmasını umuyorum.

Crédit : Retmen Sipa Press

Notre-Dame Katedrali yangınının kökeni hakkındaki sır perdesinin hâlâ aralanamamış olmasının sebebi nedir acaba ?

Notre-Dame’ın yangını iki yıl öncesine uzanıyor.Geçmişte kaybolmaya yüz tutan sebepler muhtemelen birden fazlaydı. Soruşturma çok uzun sürdü ve her geçen gün kesin sonuçlara varmayı daha da zorlaşacaktır.

Restorasyonla ilgili riskler nelerdir ve bu süreçteki öne çıkan öncelikler hangileridir?

En başından itibaren, değişiklikler yapma taraftarları ile koruma taraftarları arasında bir polemik oluştu. Sekiz asırdır dünyaca bilinen katedralin silueti aynı şekilde korunmalı mıydı? Üzerinde uzlaşılan cevap evet oldu. 

Yeni bir felaketten kaçınmak için bire bir restorasyon ile alınacak yeni güvenlik önlemleri arasında nasıl bir denge kurulmalı? 

Katedralin çatı ve ahşap örtüsünün aynı şekilde restorasyonuna karar verildi. Yangının nedeni muhtemelen elektrik devrelerindeki bir arızadan kaynaklanmaktaydı. Tavan arasındaki elektrik devresinin kaldırılmasına karar verildi. 

Eugène Viollet-le-Duc’ün (1863) restorasyonu ve onun özgür yorumlarıyla ilgili polemiği nasıl yorumluyorsunuz? Modern çözümleri neden reddediyoruz? 

Modern malzeme ve teknolojininin sunacağı herhangi bir çözüm yoktu: « Çelik çatı » çözümü iki asırdır, « beton çatı » çözümü ise bir asırdır bilinmekte. Cam kullanımı imkânsız, dolayısıyla yenilemeye en uygun çözüm yine ahşap yapı oldu.

Fransa topraklarında, yapıyı aynı şekilde inşa edebilecek usta ve mimarlarımız var mı? Ormanlarımız bunun yükünü kaldırmaya yeterli mi? 

Hektar başına bir adet meşe gerekiyorsa, sadece 1.500 hektar ormana ihtiyaç var. Fransız ormanları yüz binlerce hektarlık bir alanı kaplar. Bu da fazlasıyla yeterli. Ahşap işçiliği konusunda uzman kadroya gelince, bu da Fransa’da yeterli sayıda mevcut.

Bu talihsiz felaket, eski inşaat teknikleriyle ilgili yeni keşifleri veya bu zamana kadar bilinmeyen başka gizemleri gün ışığına çıkardı mı?

Bilim adamları, katedralin inşa tekniği ve malzemeleri hakkında zaten çok şey biliyorlardı ama yeni araştırmalardan sorumlu olan CNRS’in (ulusal bilim araştırma merkezi) bizlere yeni bilgiler sağlamasını bekliyoruz.

Kendinizi Viollet-le-Duc’ün yerine koysaydınız hangi stratejiyi veya süreci seçerdiniz?

Kanımca, işlevsel bir bölümlemeye gitmek, yani yapıyı mümkün olan en kısa sürede kullanılabilir hale getirmek üzere sırasıyla restore edilecek yapı kısımlarını belirlemek öncelikli olarak yapılması gereken iş olurdu.

Fikrinizi almak için size başvurdular mı? Şantiyeye gittiniz mi, onlara ne gibi tavsiyelerde bulundunuz?        

Katedralin restorasyonundan sorumlu bilim konseyine atandım ve bu çerçevede fikirlerimi sundum. Özellikle 18. yüzyılın izlerinin korunmasını ve dikey dilimlere ayırarak restore edilmesini tavsiye ettim. 

Sizce bir mimarlık yarışması düzenleme fikri kabul görür mü ya da böyle bir şey tavsiye edilmeli midir? 

Fransa’da, tarihi bir anıtın restorasyonu söz konusu olduğunda yarışma düzenlemek alışılmış bir uygulama değil. Restorasyon için üç uzman mimar birleşti: Philippe Villeneuve, Patrick Prunet, Remi Fromont. Pek çok kriter göz önünde bulundurularak oluşturulmuş bu ekibin çok iyi bir çözüm olduğunu düşünüyorum. 

Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, çalışmaların 2024 yılı için biteceğini öngörmekte. Bu tahmin sizce, işin büyüklüğüyle orantılı mı yoksa daha uzun bir süre mi gerekecektir?

Katedrali 2024 yılında ibadete açmak pekâlâ mümkün. Restorasyon projesine başkanlık eden General Jean-Louis Georgelin’in öngörüsü de bu yönde.

Yangından bu yana çeşitli vakıfların 900 milyon avrodan fazla bağış topladığını biliyoruz. Sizce bu miktar yeterli mi?

Bunu zaman gösterecek. 

Sizce orijinal ihtişamına geri dönebilecek mi? 

Umudumuz bu yönde olmalı, hatta çok daha güzel olmasını da dileyebiliriz.

Sizce Fransa’nın tarihi eserleri yeterince korunuyor mu yoksa kısmen tehlikede mi?

Başka yerlerde olduğu gibi Fransa’da da tarihi anıtlar her zaman tehlikededir, tedbirler hiçbir zaman yeterli değildir.  

Sizce insanlarda hangi eğilim daha baskın: İnşa etmek mi, yoksa zorluklarla inşa edilenleri yok etme fikri mi? 

İnsanlığın ilerlemesi eskiyi korumak isteyen güçlerle yenilikçi projeler getirmek isteyenler arasında süregelen bir çatışmanın sonucudur.

Çeviri ve röportaj: Eloïse, Ebru FESLİ


[1]7. ve 10. yüzyıllar arasında bu emanetler kademeli olarak Konstantinopolis'e (İstanbul) nakledilmiştir. 1238'de, Bizans'ın Latin imparatoru (Baudouin), büyük mali zorluklar içinde olduğundan, Fransa kralı 9. Louis'ye, geleceğin Saint Louis'sine, Venedik'te taahhüt ettiği dikenli tacı kendisine vermesini teklif eder. 19 Ağustos 1239'da geçit töreni ile Paris'e varır.  Meryem Ana'nın Mesih Tutkusunun dikenli tacı gerçek mi yoksa sahte midir? Hiç teste tabi tutulmamıştır. Kutsal taçta kan izi olup olmadığını da kimse bilmemektedir. Önemli olan, yarattığı inançtır. Her şeyden önce, yoğun dinsel coşkuyu tetikler. Taç, Hıristiyan âleminde güçlü bir sembolü temsil eder.

Laisser un commentaire

Votre adresse de messagerie ne sera pas publiée. Les champs obligatoires sont indiqués avec *